son dakika

MERHABA

12 Aralık 2014 | Konuk Yazarlar

Ki bir sabah uyanınca olmayacak
Tıpkı bir anda uyuyamadığımız geceler gibi
Sancılar çekeceğiz
Kâbusların beşiğinde sallanan bir ölüm korkusu
Ve sen ve ben ve biz
Ne gözümüzü kapatabiliyoruz vicdansızlığa
Ne de ağzımı haksızlıklar karşısında
Bir adım ileri diyorsun, diyorsak
El ele, omuz omuza…
Uzun bir süredir gündemin yoğunluğundan bir şeyler yazma fırsatım olmamıştı. Adım Murad. Bir İstanbul’da bir İzmir’de ama güneşi hep batırdığım yer olarak Ankara’da. Soyadım Karabulut. Kısa bir zaman önce de Aliağa’da. Yirmi yaşındayım. Haziran’daki temiz çocuklar nereye gittiler diye soranlara selam veriyorum Türkiye’nin dört bir yanından. Aliağa Anadolu Lisesi’nden mezunum. Soma’dan, Yatağan’dan, Validebağ’dan… Şu an Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (Mülkiye) okuyorum. “Bir insan haksızlık karşısında hiçbir şey yapamıyorsa ağzını doldura doldura küfredebilmeli” diyordu Oldrich Danek Savaş İkinci Perdede Çıkacak adlı oyununda.(*1) Şimdi ağzımı biraz daha toplama vakti geldi. Haziran’daki öfkemi bildiklerimle anlatmaya başlıyorum. Çünkü anladım ki bilmek sadece kitapta yazılan birkaç cümleden ibaret değilmiş, bilmek aynı zamanda o cümleleri; insanların akşam sofralarına yemek diye koyabilmek, bir babanın/annenin işe geç kalmışlığın verdiği telaşla sabah uyandığında çocuklarına harçlık verirken “Günaydın” diye öpebilmesini sağlayabilmektir. Bu yüzden bildiğim birkaç şeyi sizinle de paylaşmak için bu satırları kaleme alıyorum.
Aliağa’da, Aliağalı olarak, Aliağa için…
Ana akım tv kanalları ve gazetelerinin samimiyetsizliği, taraflılığı ve mikro ölçekteki yetersizlikleri bizim birkez daha doğru haber alabilecek kanalları sorgulamamıza neden oluyor. Amerika’daki bir olay için haber saatinin onda birini ayırabilen ulusal ölçekli haber kanalları Aliağa’daki haberler için yıllık haber saatlerinin onda birini bile ayırmıyorlar. Bu da bizim Aliağa’da olan olaylar karşısında aldığımız tutumu kulaktan dolma bilgilerle, günlerde yapılan dedikodularla ya da özellikle manipüle edilmiş haberleri iktidar sahiplerinin kendi adamlarının yaptıkları propagandalarla şekillendirmemize ve yorumlamamıza neden oluyor. Bu sağlıksız ve bilinçsiz yorumlamalar sonrasında bir gün öncesinde kahvede ya da kafede yan yana oturduğumuz arkadaşımıza ertesi gün düşman gibi bakabiliyoruz. Bu da haberin bizim üzerindeki etkisini özellikle ilçeler gibi insani ilişkilerin yüz yüze ilişkiler çerçevesinde işlediği yerlerde daha etkin ve çabuk olduğunu gösteriyor. Yine aynı şekilde bazı durumlarda büyük şehirlerde kitle örgütlerinin koydukları tepkiyle bizim tek kişi koyduğumuz tepkinin etkisinin benzediğini de söyleyebiliriz. Lakin tek kişilik koyulan tepkinin yeri ve zamanı öznel etkiler doğuracağından kitle halinde koyulan tepkilerin kararlılığı ve konuyu sonuçlandırma başarısı daha fazladır. Bu yüzdendir ki koyacağımız bir tepki öncesinde ister mikro ölçekli olsun ister makro ölçekli olsun o konuyla ilgili bilginin kaynağı bizim için çok önemlidir. İşte o kaynak mikro ölçekli yönetimlerde yine mikro ölçekli gazetelerin ya da yayın yollarının tarafsızlığı ve düzenliliği ile doğrudan ilişkilidir. Elinizde tutmuş olduğunuz gazete de yukarıda anlatılan durumun Aliağa’daki somut yansımasıdır. Aliağa bu bakımdan şanslı bir ilçedir.
Aliağa halkının içinden çıkan, Aliağalı olan, Aliağa için…
Böyle bir gazete bulmuşken ve bize de söz hakkı tanıyor iken Aliağa gençleri olarak söz hakkımızı kullanmalıyız. Bugün, dün bugünü düşünenlerin ise yarınlar da bizimdir. Bundan sonra Aliağa hakkında ve Aliağa özelinde gelişen olaylara yorumlarla bu köşede olacağım.
Tanıyan, tanımayana Haziran’ın sıcak nefesiyle merhaba!

–Burada beni tanıyan okurlarım için çok küçük ama gerekli bir dip not girmeliyim: Önceki yazdığım ve internette devam etmekte olan gazetemle hiçbir sorun yaşamadım, kendileriyle her zaman yine iş yapmaya da hazırım; sadece etki alanımı biraz daha arttırmak üzere burada yazmaya başladım-
(*1) Bu dipnotumu elitist bulanlar olabilecektir ama bu onların Aliağa’daki sanat etkinliklerini takip etmemeleriyle alakalıdır. Tabiki şu anki popülist kültürün devamlılığını sağlayan sözde sanatçıların Aliağa’da yaptığından bahsetmiyorum. Oldrich Danek’in bu oyununu ALBET Demet Saka eşliğinde sahneye koymuştu ve çok başarılı bir oyun olmuştu. Bu repliği de benim sıra arkadaşım söylemişti. Sanat bir aralar Aliağa’da bu kadar halka yakın idi. Şimdiki gibi Türkan Şoray’ı tribünden izlemiyorduk. Bu sadece dipnot olarak kalsın daha sonra bu konuyu açacağız.

MURAD KARABULUT

facebook Twitter Frienfeed Twitter Google

Yorumlar