Günümüz dünyasının en güzel yaşam örneklerinden olan belgeseller, canlılar aleminin yaşamlarından örnekler vererek bizlere öğrenmemiz gereken çok güzel dersler verdiğidir. Yıllardan beri gerek doğa, gerekse vahşi doğa canlılarının yaşam biçimlerini televizyon kanallarından izlemekteyim. Böylece bilmediğim o kadar çok bilgiler öğrendim ki bunlardan aldığım dersler ve öğrendiğim pek çok bilgileri de sizlerle paylaşmak istedim doğrusu. Her şeyden önce, hala el değmemiş ve balta girmemiş dünyamızın o cennet bölgelerini görmek bile insana ne kadar huzur ve mutluluk verdiğini gördüm. Yine özgür yaşam biçiminde yaşayan vahşi doğanın o insanları ile canlıları arasında ki ilişkilerle, yaşam biçimlerinde ki hukuk ve adalet içinde olan paylaşmalarını gördüm… İzlediklerim içinde en çok kutuplarda yaşayan deniz canlıları arasında ki yaşam biçimlerini, Afrika’da Yaşayan her cins yaban hayvanlarının yaşam biçimlerini öğrendim. Bir gerçek olarak; oralar da bile yaşamak için güçlü olanın yaşam hakkı olduğunu öğrendim!. Hayat denilen şu yaşam zincirinde yaşayabilmek için denizlerde büyük balığın küçük balıkları, karalarda ise güçlü olanların yaşamlarını devam ettirebilmek için , küçük veya kendilerinden büyük veya güçsüz olan hayvanları bin bir kurnazlıkla avlayıp yiyerek beslendiklerini ve hayatlarını devam ettirdiklerine şahit oldum. Dikkatimi çeken en önemli şeyse her koloninin tıpkı bizler gibi kendilerince işaretler bırakarak koydukları sınırlar içinde avlanıp yaşamlarını sürdürdüklerini ibretle izledim. Öyle ki ! sınırları geçenlerin hatta ayni cinsten olanlar olsa bile, birbirleriyle savaşarak hatta gerekirse öldürerek her koloninin kendi bölgelerinde yaşama kanunlarının olduğunu gördüm. Her koloninin yaşam biçimlerinde ise avladıkları hayvanların paylaşımında bir hiyerarşinin olduğunu, aksi davrananların baskın erkek veya baskın dişileri tarafından cezalandırıldıklarını ibretle izledim. Yine hayvanlar aleminin yaşam zinciri içinde hepsinin birbirlerine muhtaç oldukları ve fazladan öldürerek gereksiz katliamlara sebep vermediklerini öğrendim! Ayrıca her kolonide ki hayvanların yavrularına olan düşkünlüklerini ve onları beslerken çektikleri cefa ve fedakarlıkları ibretle izledim. Bir şey çok dikkatimi çekti ki ! o da aslanlar aleminde aralarında en büyük pay ve önceliğin erkek aslana ait olduğunu ve bu paylaşımın her zaman böyle kabul edildiğini gördüm. Çünkü vahşi doğanın en büyük yırtıcısı olan erkek aslan, kolonisi içinde hem gücü hem de nesillerinin devamı için kendisine verilen değerin her şeyden üstün olduğu bilinciyle “ özellikle beslenmelerinde” ve her ne kadar bu bencillik hoş karşılanmasa da bu durumun aralarında bu bir yasa olarak kabul edildiğidir. Yine diğer canlılar arasında ki yaşam mücadelelerindeki her tür paylaşımın genellikle bir hiyerarşi düzeninde olduğunu ibretle ve modern bir insan olarak, bu belgesellerden almamız gereken dersler olduğunu büyük bir zevkle izlemekten de mutlu olduğumu belirtmek isterim doğrusu.. Ancak insanoğlu olarak, ilk çağlarda ve hatta yakın zamanlarda yaşayan atalarımızın da ayni şartlarda yaşayarak ve yaban hayvanlarını avlayarak yaşamlarını idame ettirdiklerini de unutmayalım doğrusu.. Sevgi ve saygılar.
Yorumlar