Türk toplumunun geçmişten günümüze gelen baba erk’li bir yapıdan gelmiş olmamız dolayısı ile Türk erkeğinin kendine özgü sert ve otoriter bir yapısı olduğudur. Bu yüzdendir ki Türk toplumuna has olan özellikleri taşıyan Türk erkekleri evlenip bir yuva kurduktan sonrasında yuvanın devamı için kendine özgü pek çok görevleri arasında, öncelikle aile ve efradını her tür tehlikelerden korumak ve tüm aile fertlerinin de her tür yaşamsal ihtiyaçlarını temin etmek ilk görevleri arasında olduğudur. Ailede içinde ki yaşamın ise, her zaman için mutluluğun ve huzurun sağlanması ancak “evin direği dediğimiz” babaların disiplini sayesinde sağlanabileceğidir. Bu durumun ise bütün dünyada bu şekilde yaşanıp gittiğidir… Bu günün dünyasında ise boşanmalar ve ayrılmalar yüzünden babasız kalan çocuklarımızın durumlarını ve başlarına gelen ve ne yazıktır ki pek çok yaşanan o üzücü olayları basından ve çevremizden görüp ve izlerken üzülmekteyiz. Ancak yine bazı babalar da vardır ki karakterleri icabı çok otorite bir yapıya sahip olduklarından erkek çocuklarına, kız çocuklarına gösterdikleri aşırı sevgiyi onlara gösteremezler veya göstermek istemezler ve hatta öyle ki bazı öyle otoriter sevgiden yoksun öyle babalar vardır ki kız olsun erkek olsun hiçbir çocuğunu okşayıp sevmez bile. Oysa hangi yaşta olursak olalım “kız veya erkek fark etmeden” babaların her zaman için çocuklarını severek, hal hatır sormalarına öylesine çok ihtiyaçları vardır ki! İşte her tür sevgiden yoksun olarak büyüyen ve büyütülen çocukların ileriki yaşamlarında kendi ailelerine ve çocuklarına ve topluma karşı olan yaşam biçimleriyle. yaşamlarındaki pek çok olumsuzlukları da beraberinde getirip, gerek evlilik ve gerekse de iş hayatlarında çok sıkıntılar içinde kaldıkları ve genellikle de mutsuz bir yaşam yaşadıklarıdır. Ancak yine öyle anne ve babalar vardır ki çocuklarını “erkek veya kız fark etmeksizin” öylesine çok fazla severler ki onları adeta kanatları altına alarak her an sevgi şımartıp çok fazla yüz göz olarak büyütürler. Aslında bu tür aşırı sevginin de çocukların gelecekleri açısından son derece sakıncalar yarattığıdır. Böylesine şımarık büyütülen çocukların en başta yaşama karşı öz güvenleri yoktur, her zaman için anne ve baba himayesini bekler dururlar…Oysa doğanın kanunu gereğidir ki yaşamda her zaman her yerde güçlü olanlar hayattan zevk alabilir ve yaşamın tadını çıkartabildikleridir… Sevgi ve saygılar.
Yorumlar